Missouri-Kansas City Üniversitesi (İng: "University of Missouri-Kansas City") ve Arizona Üniversitesi araştırmacılarının yayımladığı yeni bir çalışmaya göre, sözlü iletişimin giderek azaldığı bir döneme tanık oluyoruz.
Araştırmacıların elde ettiği verilere göre, 2005 yılından bu yana ortalama bir insan her yıl bir önceki yıla kıyasla daha az konuşuyor. Araştırma verileri, insanların günde ortalama 338 kelime daha az sarf ettiğini gösteriyor. Bu durumun, kişi başına yılda yaklaşık 120.000 kelimelik bir kayba denk geldiğini ve binlerce kayıp insan etkileşimini temsil ettiğini söyleyebiliriz. Çalışmanın baş yazarı olan ve Missouri-Kansas City Üniversitesinde dilbilim ile psikoloji alanında yardımcı doçent olarak görev yapan Dr. Valeria Pfeifer, bu kademeli değişimi şu sözlerle açıkladı:
"Gündelik davranışlardaki küçük değişiklikler zamanla birikir. Sözlü konuşmalardaki kademeli düşüş günden güne fark edilmeyebilir; ancak uzun yıllar içinde insanların birbirleriyle bağ kurma biçimini değiştirebilir."
Araştırma sonuçlarını genel olarak değerlendirdiğimizde, 2005 ile 2019 yılları arasında konuşulan kelime sayısında çarpıcı bir düşüş yaşandığını görüyoruz. Dr. Pfeifer, bu istatistiğin sosyal yaşamlarımız üzerindeki potansiyel etkisini şu şekilde özetledi:
"Daha az konuşmak, başkalarıyla bağ kurmak için daha az zaman harcamak anlamına gelir. Eğer insanlar daha az sohbet ediyorsa, hem sosyal etkileşimin sağladığı anlık duygusal faydaları hem de güçlü ilişkiler sürdürmenin getirdiği uzun vadeli faydaları kaybediyor olabilirler."
Dr. Pfeifer ve çalışmanın ortak yazarı olan Arizona Üniversitesi psikologlarından Prof. Dr. Matthias Mehl, bu sonuçlara ulaşmak için ABD, Avrupa ve Avustralya'da 14 yıl boyunca toplanan 22 farklı çalışmanın verilerini analiz ettiler.
Yapılan analizler, söz konusu düşüşün yaşa bağlı olarak bazı farklılıklar gösterdiğini de ortaya koyuyor. İncelenen zaman diliminde tüm yaş grupları bu düşüşten etkilenmiş olsa da bilhassa 25 yaş ve altındaki katılımcıların konuşma sürelerinde çok daha keskin bir azalma yaşandığını görüyoruz. Araştırmacılar, bu daha belirgin düşüşün gençlerin teknolojiyi çok daha yoğun bir şekilde kullanmalarıyla doğrudan ilişkili olabileceğini belirtiyorlar.
Dr. Pfeifer, sözlü iletişimin neden azaldığını ellerindeki verilerle kesin olarak belirleyemediklerini ifade ediyor. Ancak araştırmanın kapsadığı 2005 ile 2019 yılları arasındaki dönemin, mesajlaşma uygulamalarının, e-postaların ve sosyal medyanın yükseliş dönemiyle birebir örtüştüğüne dikkat çekiyor. Bu bulgu, kaybolan bazı sohbetlerin artık dijital mecralara taşındığı anlamına gelebilir.
Klavye üzerinden yapılan yazışmaların, yüz yüze konuşmalarla aynı sosyal faydaları sağlayıp sağlamadığı konusunun ise hâlâ belirsizliğini koruduğunu görüyoruz. Dr. Pfeifer, bu konudaki bilimsel boşluğu şu sözlerle dile getirdi:
"Yazılı sohbetlerin, sözlü sohbetlerle aynı sosyal faydaları sağlayıp sağlamadığı hâlâ ucu açık bir sorudur ve gelecekteki araştırmaların ele alması gereken önemli bir konudur."
Bilim dünyası olarak dijital iletişimin üzerimizdeki tam etkilerini henüz bütünüyle aydınlatabilmiş değiliz. Ses tonu, konuşma zamanlaması veya anlık duygusal ipuçları yerine yazılı metinlere ve emojilere giderek daha fazla bel bağlamamızın uzun vadedeki sonuçlarını anlamak için çok daha kapsamlı çalışmalara ihtiyacımız var. İnsanlığın köklü evrimsel geçmişine atıfta bulunan Dr. Pfeifer, araştırmanın genel değerlendirmesini şu şekilde tamamladı:
"İnsanlar 200.000 yıldan uzun bir süredir sözlü dile bel bağlıyor ve daha fazla dijital iletişime doğru yaşanan bu kaymanın sosyal bedelleri olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Bulgularımız, hem sözlü hem de yazılı iletişimin yalnızlık duygusunu, insan sağlığını ve genel refahımızı nasıl etkilediğini çok daha iyi anlamamız gerektiğinin altını çiziyor."
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin